GENÇLİK FORUM

GENÇLERİN BULUŞMA NOKTASI...
 
AnasayfaGaleriSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Edat, Bağlaç, Ünlem...

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
admin serdar
Admin
Admin
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 612
Yaş : 27
Nerden : TÜRKİYE/SAKARYA
Personalized field :
Kayıt tarihi : 25/06/08

MesajKonu: Edat, Bağlaç, Ünlem...   Cuma Tem. 04, 2008 11:30 am

Edatlar (İlgeçler) : Farklı tür ve görevdeki sözcükler ve kavramlar arasında anlam ilgisi kurmaya yarayan sözcüklere edat denir. Edatların tek başlarına anlamları olmadığı gibi* tek başlarına görevleri de yoktur. Ancak diğer sözcüklerle birlikte cümle içinde görev kazanırlar.

Dilimizde kullanılan başlıca edatlar şunlardır : Gibi* kadar* sanki* için* ile* -den dolayı* -den ötürü* -den beri* -mek üzere* -e karşın* -e doğru* -e değin* denli* bile* -den öte* -den sonra* -den önce...

Başlıca Edatlar ve Farklı Kullanımları :

ü İle : Ek biçiminde de yazılabilen bu edatla oluşturulan edat öbeklerinin başlıca kullanımları şunlardır :

¨ İşin* eylemin* hangi araçla (vasıtayla) yapılacağını* yapıldığını bildirebilir. Örnek :

İstanbul’ uçakla gideceğim.

Edat tümleci

¨ İşin* eylemin kimle yapıldığını* yapılacağını bildirebilir. Örnek :

Bu oyuncağı küçük kardeşimle yaptım.

Edat tümleci

¨ İşin* eylemin nasıl yapıldığını* yapılacağını bildirerek durum zarfı olabilir. Örnek :

Çocuk* büyük bir sevinçle yanıma geldi.

Durum Zarfı

¨ İşin* eylemin nedenini bildirerek edat tümleci olabilir. Örnek :

Arabanın devrilmesiyle yol trafiğe kapandı.

Edat tümleci

¨ İki cümle arasında bağlaç görevi üstlenebilir. Örnek :

Çok yorgundum; bu nedenle senin işini takip edemedim.

Bağlaç

ü Gibi : Bu edatla kurulan edat öbekleri şu görev ve anlamlarla karşımıza çıkarlar :

¨ Benzetme ilgisiyle durum zarfı* sıfat* sıfatın zarfı* zarfın zarfı ya da ek-eylem alarak bir ad cümlesinin yüklemi olabilirler. Örnek : Bu şato gibi ev kimin? (sıfat)

Çocuklar gibi sevindi kadıncağız. (durum zarfı)

Nermin gibi güzel bir kızım var benim de. (sıfatın zarfı)

Küçük kızım dün hasta gibiydi. (yüklem)

¨ Bazı durumlarda ölçü (nicelik) yönüyle karşılaştırma yapar. Örnek :

Senin gibi bencil birini görmedim.

Ayşe* Ali gibi çalışkandır.

¨ Cümleye* olabilirlik* kuşku anlamı da katar. Örnek :

Bugünlerde görüşmüyoruz* işleri bozuldu gibi.

Ayşe bugün ağlamış gibi.

¨ Bazı kullanımlarda cümleye tam değil de tam olmaya yakın* yaklaşık olma anlamı katar. Örnek : Yemek pişti gibi.

Kış geldi gibi.

ü Kadar : Bazı kullanımlarda kadar edatı sözcükler ve kavramlar arasında benzetme ilgisi kurar. Örnek : Senin bugün cennet kadar vatanın var.

İnsan kadar acımasız varlık yoktur.

Cümleye civarında* dolayında anlamı katar. Örnek : Onu bir saat kadar bekledim.

İki kilo kadar aldım

Bazı cümlelerde* dek değin ilgeçlerinin anlamını karşılar* bitiş ilgisi kurar. Örnek :

Sabaha kadar yağmur yağdı.

İstanbul’a kadar otobüsle gittim.

Bu ilgeç bazı cümlelere ölçüsünde* derecesinde anlamı katar. Örnek :

Gücümün yettiği kadar çalışacağım.

ü Karşı : Bir ada yönelik kullanılırsa sıfat olur. Örnek : Karşı görüş* Karşı taraf

¨ Ad olarak kullanılır. Örnek : Buradan karşı güzel görünüyor.

Bir sandal kiralayıp karşıya geçti.

¨ Ad olarak kullanıldıklarında* belirtili ad tamlamalarında tamlayan ya da tamlanan olur. Örnek : Okulun karşısında boş bir arsa var.

Tamlanan

Karşının döneri daha güzel.

Tamlayan

¨ “-e karşı” biçimindeki kullanımları edattır. Edat tümleci kurar. Örnek :

Küçüklerin büyüklerine karşı saygılı olması gerekir.

Bu söze karşı ne denir?

¨ “-e karşı” edatı* zaman anlamlı sözcüklere geldiğinde zarf tümleci kurar. Örnek :

Sabaha karşı bir fırtına koptu.

Zarf tümleci

¨ “Karşı” sözcüğü* ikileme kurar* eylemleri eylemsileri durum anlamıyla sınıflandırarak zarf olur. Örnek : Toplantıda onunla karşı karşıya oturduk.

¨ Deyim biçiminde eylem öbekleri kurar. Örnek : Karşı çıkmak* karşı gelmek

ü İçin : Bazı cümlelerde* sözcükler ve kavramlar arasında neden-sonuç ilgisi kurar. Bu kullanımda “-den” ekiyle anlamca özdeştir. Örnek :

Ders çalışmadığı için sınıfta kaldı. (Ders çalışmadığından)

Hava soğuk olduğu için dışarı çıkmadım. (soğuk olduğundan)

¨ Bazı cümlelere amacıyla* maksadıyla anlamı katıp amaç-sonuç ilgisi kurar. Örnek :

Seni görmek için buraya geldim. (Gelmesinin amacı görmek)

Koşu yapmak için spor ayakkabısını giydi. ( Ayakkabıyı giymesinin amacı koşu yapmaktı.)

¨ Kimi kullanımlarda cümleye hakkında* konusunda anlamı katar. Örnek :

Senin için sözüne fazla güvenilmez diyorlar.

Babam için çabuk iyileşir diyorlar.

¨ Bazı cümlelere özgüleme anlamı katar. Örnek : Bu kitapları senin için aldım.

Akşamki oyun için bilet aldık.

¨ Kimi kullanımlarda “sahip olmak adına* uğruna” anlamı katar. Örnek :

Dedelerimiz bu vatan için canlarını feda etmişler.

¨ Cümleye “karşılık” anlamını katarak edat tümleci olabilir. Örnek :

Bu eski kitap için tam on milyon ödedim.

Edat tümleci

ü Üzere : Bazı durumlarda için edatıyla özdeş olup* cümleye amacıyla* maksadıyla anlamı katar. Örnek : Mektubu sana göndermek üzere yazmıştım.

Tatile gitmek üzere çantamı hazırladım.

¨ Bazı cümlelere şartıyla* koşuluyla anlamı katar. Örnek :

Kitabı yarın getirmek üzere aldı.

Bir hafta sonra ödemek üzere ondan para istedim.

¨ “Üzere” edatının* tam değil de tam olmaya yakınlık* yaklaşık olma anlamı da vardır. Örnek: Arkadaşım gelmek üzere.

Yağmur dinmek üzere.

ü Yalnız-Ancak : Bir ada yönelik kullanılırsa* sıfat olur. Örnek : Yalnız adam* yalnız kişi

¨ Bir eylemi ya da eylemsiyi nitelemesi halinde* belirteç olur. Örnek :

Bu kadar yolu yalnız gelmiş. (Nasıl gelirdi? Yalnız)

Beni yalnız bırakıp gitti. (nasıl bırakıp? Yalnız)

¨ İki cümleyi birbirine bağlaması halinde* ama* fakat bağlaçlarının görevini üstlenir. Örnek:

Bu işi yaparım* yalnız paramı peşim isterim.

Ben de gelirim* yalnız bugün çok işim var.

¨ Edat olması halinde cümleye “sadece* tek* bir tek gibi” anlamlar katar. Örnek :

Aradığınız kitabı yalnız burada bulabilirsiniz.

Bu sandık yalnız bu anahtarla açılır.

ANCAK : Bu edat ötekilerin aksine* kendinden önceki sözcük veya sözle değil* kendinden sonraki sözcük veya sözle öbekleşir ve cümleye “tek* bir tek” anlamlarını katar. Bu yüzden de edat olan “ancak” sözcüğünü bağlaç veya zarf olarak karşımıza çıkan “ancak” sözcüklerinden ayırmak çok kolaydır. Örnek :

Bu sorunu ancak Ahmet Bey çözebilir. (edat)

Çok aradım; ancak (ama) istediğim gibi bir ev bulamadım. (bağlaç)

Bu kömür bize iki ay ancak (zor) yeter. (zarf)

Görevlerine Göre Edatlar :

¨ Addan önce gelerek* sıfat öbeği halinde bir sıfat tamlamasının tamlayanı olabilirler.

Örnek : O mağazada bedenime göre elbise bulamadım.

Tamlayan

Onun gibi insan az bulunur bu dünyada.

Tamlayan

¨ Sıfattan önce gelerek* söz konusu sıfatın zarfı olabilirler. Örnek :

Bu kadar soğuk bir insan görmedim.

_________________
@[)M!N ------>>>> $€R[)@R Y@ZICI
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://genclik.0forum.biz,   www.aybisoft.com  bütün web siteler
 
Edat, Bağlaç, Ünlem...
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
GENÇLİK FORUM :: Eğitim :: Liseler :: Türkçe Ve Edebiyat-
Buraya geçin: